"Ey Merhametliler Merhametlisi, hâlimizi sadece Sana açıyor, içimizi yalnız Sana döküyor ve son bir kere daha en içten iniltilerle engin rahmetinin kapısını tıklatıyoruz.
Ey gizli açık her hâlimizi bilen!
Ey bizi hiçbir zaman terk etmeyen Rabbimiz, şu renk atmış simalarımıza, şu tekleyen nabızlarımıza ve şu yürekler acısı hâlimize merhamet buyur da, içinde bulunduğumuz kahredici şu sıkıntılardan bir çıkış yolu göster ve dirilmemize izin ver.
Çaresizlikle kıvranırken dahi ümitle çarpan sinelerimize, yaşlarla dolan gözlerimize şefkatle teveccüh buyur, bir kez daha kapı kullarını bağışla!"
M. Fethullah Gülen
Allah'a uzanan harfler: Münacat
Günümüz insanının en büyük problemi, ruhi tatminsizlik. Devamlı surette bedeninin ihtiyaçlarını gideren ve ruhi yapısını ihmal eden insanoğlu, içindeki bu boşluğu doldurabilmek için akla gelmedik sapıklık ve yanlışlara başvurabiliyor ve en sonunda bu tatminsizlik onu intihara kadar sürükleyebiliyor.
Halbuki insanın içindeki bu boşluğu dolduracak en büyük iksir, Yaratıcısı’na yönelmesidir. Allah’a imanla gönlü coşan bir insan ruhen doygunluğa erişir. Allah’ın razı olacağı bir kulluk performansına yükseldiği müddetçe de o, iç dünyasında en derin mutluluk ve tarifi imkansız hazlar yaşar. Böyle bir insan, almış olduğu manevi lezzetler sayesinde günlük hayatında önünü kesen her türlü zorluklar karşısında sarsılmadan durabilir. Çünkü o, eşya ve hadiselerin tek yaratıcısı Yüce Allah’a dayanmış ve O’na güvenmiştir. Bu güven elbetteki onu yalnız bırakmayacaktır. Bir kul olarak bizim için en büyük nimet, Rabb’imize karşı kulluk vazifemizi yerine getirebilme gayretidir.
“Bulduğumu Sende buldum,
Bâtıl şeylerden kurtuldum;
Gelip kapında kul oldum;
Rabb’im sana döndüm yüzüm!
Dünyalar Seninle cennet,
Nimet Senden kime minnet?
Gel kuluna merhamet et!
Rabb’im Sana döndüm yüzüm!”
mısralarında ifade edildiği gibi her an O’na yönelmek, O’nun rahmetinin enginliğini iliklerimize kadar duymak, O’nunla doymak, O’ndan gayrı hiçbir şeye gönül vermemek çok büyük bir ayrıcalıktır. Tarih, bu ufku yakalayan nice aşk ve gönül insanlarla doludur. Yunus Emre, Mevlana, Şah-ı Nakşibendi, Abdülkadir Geylani, Bediüzzaman gibi nice gönül sultanları, acz ve fakrlarını ortaya koyarak Cenab-ı Hakk’a dua dua yalvarıp münâcâtlarda bulunmuşlardır. Münâcâtlar, Allah’a (celle celâluhû) yalvarmak, günahlardan dolayı pişman olmak; kabri, hesap gününü ve ahireti düşünerek Cenâb-ı Hakk’a yakarmak gibi konularda kaleme alınan şiir ve yazılardır. “Kâinâtın Efendisi’ne Na’t Antolojisi” isimli çalışmadan tanıdığımız Ali Budak ve Ali Belbağı, her biri solmayan birer çiçek olan Allah âşıklarının, çevreye yaydıkları kokular mesabesindeki münâcâtlarını bir araya getirmiş. Hem Âlemlerin Rabbi’ni anlatanların duygu ve hislerine tanık olmak, hem de Cenâb-ı Allah’a daha fazla yakarma yolunda bir adım daha atabilmek için “Âlemlerin Rabbi’ne Münâcât Antolojisi” bulunmaz bir hazine.
Zaman Kitap’tan çıkan bu çalışmada Asr-ı Saâdet’ten, Cumhuriyet dönemine kadar olan sürede yaşamış şair ve yazarlardan derlenilen münâcât örnekleri bulunuyor. Münâcâtlar sıralanırken, Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar devam eden süreçte, şair ve yazarların vefat tarihleri dikkate alınarak kronolojik bir sıra takip edilmiş. Ayrıca eserde yer alan örneklerde geçen ayet ve hadisler, Arapça ve Farsça ibareler ile günümüz okuyucusunun anlamada zorluk çekeceği kelimelerin mânâları, eserin sonunda “sözlük” bölümünde incelenmiş.
ALİ DEMİREL
|