İleriye doğru kaçanların elinde modacı sloganlar, geriye kaçanların elinde dogma kabukları. Slogancı kavrukluğun da dogmatik donmuşluğun da fikri ve samimiyeti yok, sadece kaçış mazeretini süslemeye yarayan nefsânî ihtirasları, ifratları ve oyunları var…
… Kendinden, itidalden, düşünceden, fıtrattan, gayeden, sorumluluktan, şahsiyetlilikten, hürriyetten kaçan nereye varabilir ki? Hügo "Aydının görevi medeniyetin kalbini dinlemektir" diyor. Nedir medeniyetin kalbi? İnsan!
"Durmasını bilmeyene hakikat yetişemez" sözü ne ince bir mecaz. İtidal ve basiret duruşu demek istiyor. Hiperaktif kaçış dengesizliğinin konsantrasyon züğürtlüğünü işaretliyor. İnsan düşünce üretemeyince, düşünemez hale getirilince; medeniyetin kalbi teklemeye başlar. Bu kriz o krizdir. Yanlış düşüncenin bile değil, düşünememenin krizidir ve medeniyetler tarihinde bu durumla ilk defa karşılaşılmaktadır.
Yayın No-38
MEDENİYET KRİZİ
'Düşünceden, Gayeden, Sorumluluktan ve Kendinden Kaçış…'
(Ahmet SELİM)
Düşünce: 4
975-8578-30-8
302 sayfa
|